Kaynaklar

innoCentrum

Kamuda İnovasyon


İnovasyon her alanda ve sektörde gerekli olduğu gibi kamuda da büyük bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç, kamu yöneticilerinin önüne 2 başlıkta çıkmaktadır:

  • Kamu kaynaklarının daha etkin ve daha verimli kullanılabilmesi: Yüksek kalite hizmeti sunabilme ve daha az kamu kaynağı kullanabilme gereksinimi
  • Yeni bir kamusal sorumluluk anlayışı: Vatandaş ihtiyaç ve gereksinimleri doğru ve etkin algılayabilme ve uygulayabilme adına vatandaş odaklı bir strateji ve eylem planı gerçekleştirme ihtiyacı

Kamuda inovasyon kavramı 1980’den sonra başarılı özel sektör uygulamalarını da analizi neticesinde “NPM (New Public Management)” adıyla literatüre yerleşmiştir. NPM uygulamaları inovasyon ile eşgüdümlü bir şekilde stratejik yönetim, toplam kalite yönetimi, performans yönetimi, değişim yönetimi ve esnek istihdam modelleri özel sektörden farklı olarak siyasi etkiler, devletin kaçınılmaz faaliyetleri, kanunlar, otorite ilişkileri ve farklı teşvik yapıları kıstasları çerçevesinde gerçekleştirilebilmektedir.

Sivil Toplum Kuruluşları ve akademi de kamu kesiminde inovasyon konusunda faydalı çalışmalarda bulunmaktadırlar. Bu noktada, ‘Ulusal İnovasyon Girişimi’ne (UİG) ve Kamuda İnovasyon (Kamİn) girişimi ile “Türkiye için Fikrini Söyle” yarışması kamuda inovasyonun yaygınlaştırılması için gösterilen çabalara bir örnek teşkil etmektedir.

Kamunun inovasyon ve Ar-Ge alanında bir taraftan araştırma enstitüleri diğer taraftan da inovasyon ve Ar-Ge destekleri yoluyla etkin bir işlev görmesi; bu çerçevede yeni ileri teknoloji alanlarında öncü bir rol oynaması; genelde inovasyon ve Ar-Ge alanında sanayi- üniversite-kamu-STK işbirliğinin uluslararası rekabetten kaynaklanan uzun ve orta vadeli ihtiyaçları da gözetecek şekilde geliştirilmesi gerekmektedir. Örneğin, e-devlet uygulamalarının 2023 vizyonu da gözetilerek AB standartlarında geliştirilmesi önem arz etmektedir. Aynı şekilde eğitim alanında fırsat eşitlikleri sağlanması, bilişim çağında dijital yerliliğin esas kılınması ve kamuda liyakata dayalı etkin bir kamu yönetimi standartları yakalanması önemli diğer hususlardır.

Ulusal Teknoloji Politikaları

Türkiye'de teknoloji ve yenilikçilik konusunda yapılan ilk çalışmalar planlı dönemle başlamaktadır. 1962 yılında Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) kurulmasının ardından Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırlanmış ve ülkenin bilimsel ve teknolojik faaliyetlerin yönlendirilmesi amacıyla Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) kurulmasına karar verilmiştir. Kalkınma Bakanlığı koordinesinde hazırlanan ve şu an geçerli olan Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) ile Türkiye’nin de faydalanabildiği Avrupa Birliği H2020 Programı (2014-2020), rekabet ve inovasyon alanlarına özellikle yoğunlaşmış, inovasyona dayalı bir kalkınma stratejisi benimsenmiştir.

Bunun haricinde, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanında ulusal inovasyon stratejine yönelik TÜBİTAK koordinasyonunda 2 temel belge hazırlanmıştır. Bunlar:

1. Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri
2. Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi

Vizyon 2023 belgesinin ana teması Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılında bilim ve teknolojiye hakim, teknolojiyi bilinçli kullanan ve yeni teknolojiler üretebilen, teknolojik gelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanmış bir refah toplumu yaratmak olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda da 4 temel proje faaliyete geçmiştir. Bunlar: Teknoloji Öngörü Projesi, Ulusal Teknoloji Envanteri Projesi, Araştırmacı Bilgi Sistemi (ARBİS) ve TÜBİTAK Ulusal Araştırma Altyapısı Bilgi Sistemi (TARABİS)

Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi, 2011-2016 döneminde Türkiye’nin bilim, teknoloji ve yenilik atılımının vizyonunu, önceliklerini ve ana hedeflerini içeren temel bir strateji belgesi olarak hazırlanmıştır.

Kamuda İnovasyon Yaklaşımı ve Engeller

Kamu kesimi izleyeceği politikalar ile özel kesimde, yeniliği özendirme gücüne sahiptir. Kendi üretim faaliyetlerini gerçekleştirirken kamu kesiminin, toplumsal gereksinimleri daha iyi karşılamak, yani yeni mal ve hizmetler sunmak, etkinliği artırmak, kamu hizmetlerinin daha eşitlikçi bir toplum oluşturma amacına yönelmesini sağlamak için inovasyon yapmaya açık olması, kamu çalışanlarının bu yetkinliğe sahip olmasına dikkat etmesi ve kamu yönetiminde inovasyonu özendirici bir işyeri kültürü benimsetmesi gerekir.

Kamuda inovasyon, bir sanayi kuruluşunda olduğu gibi, yeni bir ürün veya yeni bir hizmet sunulması ya da yeni bir sürecin uygulanmaya konması gibi kolayca tarif edilebilecek bir kavram da değildir. Çünkü kamunun amacı kâr etmek ya da zararına çalışmamak gibi ölçülerle sınırlanmamaktadır. Kamu kurumları, vatandaşların yararını gözeten yeni veya yenilikçi bir ürün, hizmet ya da süreci, maliyet/fayda analizini de düşünerek, başka kaynaklardan sağlayarak yürürlüğe koyabilmektedir. Bu nedenle kamuda inovasyon ticari olmaktan çok verimliliği ve etkinliği ifade eden bir kavramdır.

Bugüne dek kamuda inovasyon konusunda ülkemizde yapılan çalışmalar yok denecek kadar azdır; yurtdışında yapılan çalışmalar da çok sınırlıdır. İnovasyon yönetimi konusunda gerçekleştirilen araştırma çalışmaları ve geliştirilen inovasyon yönetim sistem ve teknikleri özel sektörün inovasyon performansını artırmaya odaklanmış olup inovasyonu ticari boyutuyla ele almaktadır. OECD, Oslo Kılavuzu’nda bu durumu şu şekilde özetlemektedir:

“İnovasyon, kamu sektörü için de önemlidir. Ancak, pazar yönelimli olmayan sektörlerdeki inovasyon süreci hakkında çok az şey bilinmektedir. Kamu sektöründe inovasyonu çalışmak ve inovasyon verilerini toplamak amacıyla bir çerçeve geliştirmek için yapılması gereken çok iş vardır.”

Kamuda inovasyonun önünde bazı engeller de durabilmektedir. Kamuda inovasyonu gerçekleştirmenin önündeki engellerden biri, inovasyonun getirdiği riskin kimin tarafından üstlenileceği sorusu ile ilgilidir. Kamu, hizmetlerin ana sağlayıcısı olmasına karşın, kârın maksimizasyonu gibi bir güdü içinde değildir. Bu gelişme/geliştirme için özendiriciliğin eksikliği anlamına gelebilir. Kamuda inovasyon için özel kesimde olduğu gibi kâr güdüsü önde olmadığına göre; idealizm, yeni bir şeyler yaratmanın hazzı, ilgi, kariyer gibi öğeler ön plana çıkmaktadır.

Kamu yöneticileri performanslarının karşılığı olarak özel kesime göre genellikle çok daha düşük ve daha az maddi ödül alırlar. Ayrıca, iş güvencesi ve performansa dayalı bir ücretlendirmeden kamuda pek bahsedilemez. Bu da kamuyu risk alma konusunda isteksiz yapar. Özel sektör inovasyon konusundaki “başarısızlığı” yani inovasyonun beklenen getiriyi sağlamamasını girişimciliğin doğal bir riski olarak görmesine karşın kamuda bu devlet hazinesinin/kaynaklarının ziyan edilmemesi endişesi ile göze alınacak bir risk olmaktan çıkabilir. Bunda kamunun monopol etkisinin yani, müşteri kaybetme, pazar payı kaybetme gibi risklerinin olmaması da etkili bir faktördür.

Kamunun uzun geçmişe dayanan deneyim ve uygulamalarının varlığı da bir engel olarak sayılmalıdır. Genellikle inovasyon ve değişikliklere yürürlükteki sistemi bozacağı endişesi ile direnç gösterilmesi rastlanılan bir durumdur. Ayrıca, deneyim, düşünce ve dünya görüşleri ile topluluk oluşturmuş profesyonel gruplaşmalar kurum içinde geçerli rollerinin, konumlarının değişeceği endişesi ile değişime direnç gösterebilirler. Uygulamaya konulan inovasyonun geniş bir paydaş kesimini etkileyecek olması ve bu etkinin başka alanlarda sorun yaratma, çözülmek istenen sorunu başka alanlara kaydırma olasılığı nedeniyle bir inovasyonun uygulamaya konması sonrası dikkatle izlenmesine ve değerlendirilmesine gereği de inovasyon için isteksizlik yaratabilir.

Kamuda kanun, tüzük ve yönetmelikler de inovasyonun önünü tıkayan etmenlere dahil edilebilir. Çünkü bunların uygulanabilirliği geniş kapsamda olsa bile dar anlamda uygulama yaklaşımları rizikosu yüksek olan özel sektörün yine rizikosu yüksek olan inovasyona yaklaşımı ile çok fazla örtüşmemektedir.

Avrupa Komisyonu ise ülkemizin inovasyon konusunda geliştirilmesi gereken yönlerini; inovasyonun öneminin ciddi anlamda farkında olmak; inovasyonu sadece bilim ve teknoloji alanından ibaret görmemek; inovasyonun finansmanı için ayrılan kaynakları yeterli düzeye çıkarmak; yasal düzenlemelerle inovasyonu kolaylaştırmak ve inovasyon ile ilgili eğitim ve danışmanlık hizmetlerini artırmak olarak sıralamaktadır.